Karasu

 Genel Bilgiler :
İlçemiz 1933 yılına kadar bucak merkezi, 1933 yılında Kocaeli İline bağlı bir ilçe olmuştur. 22 Haziran 1954 yılında Sakarya’nın İl olması ile birlikte Sakarya İline bağlı bir İlçe olmuştur.
Karasu’da yerleşim kuzeyden güneye doğru yükselen meyilli topraklar üzerinde oldukça dağınık bir görünüm arz etmektedir. Yerleşim süresi boyunca İlçede 6 mahalle meydana gelmiştir.

 

Karasu İlçesi Batı Karadeniz bölgesinin bitim, Marmara bölgesinin başlama noktasındadır. Denizden yüksekliği 31 metredir. 457 km² ’lik bir yüzölçümüne sahiptir.Yerleşim engebeli arazi üzerindedir. İlçenin başlıca yükseltileri Kızılcık ve Karasu Köyleri arasında yer alan, ilçe merkezinin güneyindeki Demirli Dağı, Resuller, Kancalar ve Konacık köyleri arasında yer alan, ilçe merkezinin batısındaki Resuller Dağı’dır.
Sakarya nehri, Maden deresi, Darıçayırı deresi, Okçu deresi belli başlı akarsulardır. Sakarya Nehrinin İlçe sınırlarındaki uzunluğu 43 km.’dir. İlk ve sonbahardaki aşırı yağışlarda Sakarya nehri taşkınlara sebep olur. Sakarya nehri İlçemiz Yeni mahalleden denize dökülmektedir.

 

 

İncilli Mahallesi (Şehir Merkezi)

 

Darıçayırı Beldesi, Kızılcık ve Karapınar köylerinin arazisini sel baskınlarından korumak üzere yapılmış Darıçayırı baraj gölü mevcuttur.
Ayrıca 1.562 hektarlık bir alanı kapsayan Acarlar gölü önemli bir göldür. Göl, Karasu ile Kaynarca İlçe sınırlarının birleştiği bölgede yer almaktadır. Karadeniz’e 700 metre uzaklıkta olan Acarlar Gölü’ne Kaynarca istikametinde Kulaklı ve Zıngılkışla Köyü üzerinden ulaşılır. Koruma bölgesi içinde bulunan Acarlar Gölü, yaz aylarında kurumakta, kışın ise su birikintisi ile oluşmaktadır. Gölün yüzölçümü 1.562 hektar olup, derinliği 1,5 metreye kadar çıkmaktadır. Yazın suları çekilen gölün toprakları köylüler tarafından tarım arazisi olarak kullanılmaktadır. Gölün çevresi bütünüyle dişbudak ormanlarıyla çevrilidir ve bu ağaçlar yer yer gölün bataklık kesimlerine sokulmaktadır. Buralarda sülün, çulluk ve yaban ördeği gibi hayvanlar yaşamakta ve tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır.
Yine Akgöl bir diğer göldür. Karasu-Adapazarı karayolundan ayrılan Adatepe-Gölkent yolu üzerinde, Gölün Adapazarı’na uzaklığı 35 km.’dir. Kıyısında piknik ve kamp yapılabilen gölde balık avcılığı da yapılmaktadır. Gölde her çeşit tatlı su balığı ve yılın belli aylarında da karameke, yabankazı ve yaban ördeği avları yapılmaktadır.
Küçükboğaz gölü İlçe Merkezi hudutlarındadır. Karadenizle zaman zaman birleşir. Etrafı mesire yeridir.
Karasu, Batı Karadeniz Bölgesinin bittiği, Marmara Bölgesinin başladığı yerde olduğu için iki bölgenin tesiri altında bir iklime sahiptir. Genel olarak, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Kış aylarında yağış genelde yağmurludur. Yağış ortalaması 1.200 mm’dir.
Ormanlık alan varlığımız toplam 12.465 hektardır. İçemizde Akdeniz bitki örtüsü haricinde bütün ağaç çeşitleri bulunmaktadır.

Yalı Mahallesi                                                                   Aziziye Mahallesi

 

 

Karasu Tarihi

 

                            Karasu Tarihi

Karasu 1316 ve 1360 yıllarına kadar, Bizanslıların elinde bulunmakta idi. 1326 yılında Sultan Orhanın uç beylerinden Konuralp komutasında Türk Osmanlı kuvvetleri Sakarya Bölgesi ile beraber Karasuyu da Osmanlı topraklarına kattı [Sakarya Turizm Müdürlüğü, 1998: 81].

Karasu, Pazarsuyu namı ile Voyvodalık olarak 1888 yılına kadar İzmit Livası olarak Kastamonu Eyaletine, daha sonra İzmit Livası olarak Hüdavendigâr Eyaletine bağlanmıştır.

Evliya Çelebi, meşhur Seyahatnamesinde Karasudan bahsederken , Bundan 300 sene evvel Karasu Köyüde kurulmuştur. İzmit Sancağının Kandıra Kazasına bağlı bir kasabadır. Halkı çoğunlukla kömür taşımacılığı ve balıkçılık yapmaktadır diye bahsetmektedir [Balcıoğlu, 1953: 8].

Karasu&nun tarihi hakkında edinilen bilgiler genelde, rivayetlere dayanmaktadır. Karasu, Karasu Köyünün eski mezarlığının bulunduğu kısımda imiş. 1610-1615 yıllarında Evliya
Çelebi buradan geçmiş. Seyahatnamesinde, Karasu ile Kerpe arasında (Kandıra civarında bir köy) sık ve gür ormanların olduğu, ormanlar arasından geçerken büyük bir mezarlıktan
geçtiğini, mezarlık civarında dış budak ağaçlarının bulunduğunu belirtmektedir. Belirttiği sık ormanlık arasındaki mezarlık, Karasu Mezarlığıdır.

Karasu halkı eskiden geçimlerini sağlamak için, iki yerde oturmaktaymış; verimli topraklardan yararlanmak için, çiftçilik yapmaya elverişi toprağa sahip olan bugünkü Karasu Köyünün bulunduğu yerde yaz aylarında, su ürünlerinden yararlanmak üzere, Küçükboğaz Gölü kıyısındaki Cennet Mahallesinin bulunduğu yerde de kış aylarında oturmaktaymış [Aksu, 1969: 12].

Kış aylarında balıkçılık yapmak üzere kaldıkları Küçükboğaz Gölü kıyısı, yaz aylarında bataklık olmakta, sıtma ve kolera hastalıkları halkı perişan etmekteymiş Bu nedenle halkın bu hastalıklardan korunmak için kışlık Karasudan tamamen yazlık Karasuya taşındığı söylenmektedir.

Bir diğer rivayet ise şöyledir; Karasuya yolcu olarak bir ihtiyar uğrar. Köyde ayak üstü sohbet eden topluluğa doğru yürüyüp aç olduğunu bildirir ve yiyecek ister. Topluluktan kulak veren olmaz. İhtiyar yüksek sesle tekrar ister. Orada bulunanlar yiyecek vermek istemedikleri gibi bir de alay ederler. İhtiyar yalvarır ama aralarından biri hakaret edip ihtiyarı kovar. İhtiyar, bu adama kızgın bir eda ile bakınca, adam silahına sarılır. İhtiyar da, beddua okuyarak Küçükboğaz Gölüne doğru yürür. İhtiyarın, göl üzerinde yürüyerek ormana doğru gittiği görülür. Bu olaydan çok geçmeden, kışlık Karasuda sıtma salgını görülür. Hastalık çabuk yayılır ve hastalığa çare bulunamaz. Sağ kalanlar da yazlık Karasu’ya taşınırlar.

Karasu, hastalık yüzünden küçüldükten sonra, önce Sapanca Bucağına, sonra Kandıra ya, oradan da Adapazarına bağlanmıştır [a.g.e., s. 13].

Bir diğer rivayete göre de Karasu, Saraya bağlı bir tımar iken, buraya Saraydan her sene bir kişi gelir aşar vergisi olarak mahsül toplarmış. Ürünün bol olduğu yıllarda, rahatça vergisini veren halk, kıtlığın olduğu bir yıl vergisini verememiş. Aşar memurunun vergiyi almak yolundaki ısrarları sonunda, halk isyan etmiş. İsyan sırasında üzerine yürüyen halkın
arasından kurtulamayan memur, orada ezilip ölmüş. Hatta; köylüler, memurun mezarı başına dikilen çam ağacının bir dalını budamayarak özellikle uzatmışlar. Her sene mısır zamanı oradan geçen köylüler, ağacın uzun koluna bir mısır asarlarmış. Bunu da Sağlığında yiyip, doyamadı, şimdi yesin de doysun diye yaparlarmış. Mısırı ağacın uzun koluna takanlar bunu açıkça dile getirerek sağlığında doyamadın, al, ye ve doy diye tekrar ederlermiş.

Bu olaydan sonra, Karasu için gönüllü tımar sahibi çıkmamış. Saray tarafından; iyi silah kullanan Hacı Abdi Bey, Karasuya gönderilmiş. Hacı Abdi Bey, Karasuya geldikten sonra kendisinden önceki tımar sahibinin hakkında geniş bilgi toplamış. Halkın arasına girip yöreyi iyice incelemiş. İyi bir yerleşim yeri aramaya başlamış. Halka yazlık Karasunun suyunun ve havasının iyi olmadığını belirterek bugünkü Karasunun İncilli Mahallesine yerleşmiş [Aksu, 1969: 14]. Halk, Hacı Abdi Beyin korkudan yazlık Karasuyu terk ettiğini düşünmüş. Abdi Bey, İncilliye yerleştikten sonra ilk iş olarak içme suyu aramış, kendi imkânları ve adamlarının yardımı ile çok yakın zamana kadar kullanılan suyu getirmiş, zamanla diğer eksiklikleri tamamlayarak yerleşmeyi gerçekleştirmiş. Yerleşmeyi tamamlayan Hacı Abdi Bey, yakın tımar sahipleri ile tanışmış. Adapazarı tımarını elinde tutan Kara Osman ile birlikte Düzce ve Bolu tımar sahiplerinin üzerine seferler düzenleyip, zaferler kazanmış, Hacı Abdi Bey zaferler kazandıkça halk, Hacı Abdi Beyin etrafında toplanmaya başlamış. Böylece Yazlık Karasudaki halkın yavaş yavaş İncilliye taşınmasıyla birlikte yöre gelişmeye başlamış.

İstiklâl Savaşı sırasında Adapazarı, Sapanca, Geyve Yunanlılar tarafından işgal edildiği halde Karasuya düşman girememiştir. Caferiye, Melenağzı Köylerinin bulunduğu kısımdan, düşman top atışlarıyla karaya çıkmak istemişse de arazinin engebeli oluşu, halk ve milislerin ellerindeki silahları ile top atışlarına karşılık vermeleri sonunda, düşman çıkartma yapamamıştır.

İpsiz Recep ve yanındakilerle halkın birlik olması sonucunda, düşman kuvvetleri Karasu ve civarında herhangi bir etkinlik gösterememiştir. Dolayısıyla Karasu, İstiklal Savaşı sırasında herhangi bir zarar görmemiştir.

İpsiz Recep, Rizenin Portakallık Mahallesi&nde 1878 yılında doğmuştur. EMİROĞULLARI NDAN İPSİZ RECEP genç yaşta çalışmak üzere İstanbula gider. Yelkenli gemisiyle Boğaziçinde çalışmaya başlar. Yanında çalışanlara eziyet eden Rumları ve Ermenileri zararsız hale getirir. Çalışanlar arasında huzuru temin eden İpsiz Recepin bu tür çıkışları, çevresinde takdir toplayarak sayılan ve sevilen bir kişi olmasına neden olur. Cesareti nedeni ile ipsiz lâkabını alır.

İpsiz Recepin huzuru temin edip, çalışmaya başladığı zamanlarda İstiklâl Harbi patlar. İpsiz Recep, onbeş arkadaşıyla birlikte İstanbul&dan ayrılıp Kefken Adasına gelir. Arkadaşları ile yabancı bandıralı, arpa yüklü bir gemiyi teslim alır, gemiyi Sakarya Nehrine kadar getirip zamanın Karasu Bucak Müdürlüğü&ne teslim eder. Bu olaydan sonra İpsiz Recep Karasuda karargâh kurup Ankara ile irtibat sağlar. Ankara kendisine Milis Kuvvetleri Komutanlığı olarak yüzbaşı rütbesi verir. Bundan sonra İpsizin etrafında 1800-2000 kişi kadar genç toplanır. Bu gençlerin katılımı ile İpsiz Recep, Karasu ve civarının savunmasını ele alır.

İpsiz Recep doğruluğu, dürüst ve mertliği sayesinde etrafın takdirini toplayıp sözü geçen bir kişi durumuna gelmiş ve halk tarafından kendisine emice; ünvanını verilmiştir [Hiçyılmaz, 2000:12]. İpsiz Recep;in bu durumunu tespit eden Ankara, emrine üç istihbarat subayı vererek harp hali ve şekli üzerinde nasıl hareket edeceğine dair emirler göndermiş, İpsiz Recep aldığı emirler doğrultusunda Karasuya saldırmaya hazırlanan Yunan Ordusunun Karasuya girmesine engel olmak üzere taarruza geçerek Yunan kuvvetlerini püskürtmüştür. Bozguna uğrayan düşmanı takip etmek amacıyla Geyve Boğazı, Bilecik, Eskişehir milis kuvvetlerine katılıp yardım ederek başarı sağlamıştır. Ayrıca İstiklâl Savaşında gösterdiği başarıdan dolayı kendisine İstiklâl Madalyası verilmiştir.

İstiklal Savaşında, iç ve dış düşmanlara karşı milli duygularla saldıran, bu konuda anlayış gösterenlerin yardımlarından yararlanan İpsiz Recep ve mahiyetindeki milliyetçiler, amansız bir mücadele ile Yunan Kuvvetlerinin herhangi bir şekilde zarar vermesine meydan vermemiştir. Düşman, denizden topla saldırdıysa da çıkarma yapma imkanı bulamamıştır.

İstiklal Savaşında her türlü zorluğa karşı mücadelesini sürdürüp milli duyguları doğrultusunda fedakarlıktan hiç çekinmeden düşmanla savaşan İpsiz Recep, 1928 yılında Karasu Yenimahalledeki evinde ölmüş, vasiyeti üzerine mezarı Karasu Şehir Mezarlığına taşınmıştır [Aksu, 1969: 15] [Resim 14 ].

                                           COĞRAFYA

                   SiRiN iLCEMiZ KARASU’YU TANIYALIM

Yeri ve Konumu Sakarya İli’nin, turistik özelliğe sahip ilçesi Karasu, Batı Karadeniz Bölgesi’nin bittiği, Marmara Bölgesi’nin başladığı yerdedir. 41 derece 06 dakika 55 saniye enlem; 30 derece 42 dakika 10 saniye boylam çizgileri arasında olup deniz seviyesinden 31 metre yüksekliktedir. İl merkezi Sakarya’ya 51 km uzaklıktadır. 1.2.2. Sınırları ve Alanı Doğusu Kocaali ve Akçakoca İlçesi ile Düzce İli, batısı Kaynarca İlçesi, güneyi Adapazarı ve Hendek İlçesi, kuzeyi Karadeniz ile çevrilidir. Yerleşim, engebeli arazi üzerinde, büyüklüğü 457 kilometrekare alanı kaplamaktadır, 30 köyü ve 4 beldesi vardır. 1.2.3. Coğrafi Özellikleri 1.2.3.1. Dağları Demirli Dağı : Kızılcık Köyü ile Karasu merkezi arasında ve ilçe merkezinin güneyindedir. Orman işletmesinin üretim alanıdır. Ormanlık alanda meşe, kayın ve yabani kavak ağaçları bulunmaktadır.Geçmiş yıllarda çok sık ve gür olan ormanlık alan, plansız ve kaçak ağaç kesimleri yüzünden yok olmaya yüz tutmuştur. Orman İşletmesi Müdürlüğü’nce yeniden ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır. Resuller Dağı : Resuller, Kancalar ve Konacık köyleri arasında ve ilçe merkezinin batı kısmındadır. Daha ziyade meşe ve kayın ağaçları bulunur. Bu orman da kaçak ağaç kesimleri yüzünden tahrip edilmiştir. Ağaçlandırma çalışmaları burada da devam etmektedir. 1.2.3.2. Ovaları Karasu’da verimli ve taban toprağa sahip ovalar, Sakarya Nehri, Maden Deresi, Melen Deresi ve kıyısında toplanmış bulunmaktadır. En verimli toprağa sahip olan ovalar; Yuvalıdere, Tepetarla, Adatepe, Karapınar, Akkum ve Kuyumcullu Köyü topraklarıdır. Ovalarda mısır, buğday, pancar, sebze, kavak ağacı yetiştirilmektedir. Bir kısım yerler de hayvanlar için otlak olarak kullanılıp değerlendirilmektedir [Aksu, 1969: 5]. 1.2.3.3. Akarsuları Karasu, akarsu yönünden zengin bir ilçedir. Yeraltı suları yönünden de oldukça zengindir. Yüksek yerlerdeki köylerin haricinde su sıkıntısı yoktur. Sakarya Nehri, Eskişehir İli’nin Çifteler İlçesi yakınından çıkar. Eskişehir, Ankara ve Bilecik hudutları içinde çeşitli kıvrımlarla akarak Sakarya İli’nin Mekece kısmından itibaren durgun bir akışla, Karasu Yenimahalle’de Karadeniz’e dökülür. Karasu hudutları içindeki uzunluğu 43 kilometredir. İlkbahar ve sonbahar aylarındaki bol yağışlarda tehlikeli taşmalara neden olur. Taşkınların, zararı olduğu kadar, zaman zaman humuslu toprak taşıyıp ovalara yaydığı için yararı da olmaktadır. Sakarya Nehri üzerinde, Karapınar altına kadar küçük tonajlı motorlar seyreder. Yumurtalarını bırakmak üzere denizden çıkan Mersin balıkları, Sakarya Nehri’nin uygun kısımlarında yuva yapar, balıkçılar da havyar için bu balıkları avlar. Maden Deresi : Çam Dağı’ndan çıkar. Kurudere Beldesi’ne kadar Kabalak Deresi adıyla akar. Kurudere Beldesi’nde başka bir kaynakla birleşerek Maden Deresi adını alır. Maden Deresi; Alabalık ve piknik yeridir. Alabalık avcılığında bilinçsiz olunduğu için balık cinsi azalmaktadır. Olta ile tutulması gerekirken dinamit, balık otu, kireç kaymağı ile avlanmalar, balıkların neslinin tükenmesine sebep olmaktadır. Maden Deresi kıyısında sık ormanlık alanlar ve oturup piknik yapılabilecek uygun alanlar vardır. İl Özel İdare Bütçesi’nden ayrılan ödenekle, avcılar evi olarak kullanılmaya müsait olan, güzel bir bina yapılmıştır. Bu bina devamlı çalıştırıldığı taktirde, avcıların uğrayabileceği bir yer haline getirilebilir. Maden Deresi’nde şelâle, eski baraj kalıntıları, yontma taşlar, Fransızlar tarafından yapılıp Kurtuluş Savaşı sırasında tahrip edilen simli kurşun madeni işleyen fabrika yerinde yapılan kazı çalışmaları da görülecek yerlerdendir. Darıçayırı Deresi: Çam Dağı eteklerinden çıkar. 30 kilometre kadar yol katederek, Darıçayırı, Paralı Köyü’nü geçip, Tuzla Köyü’nde Sakarya Nehri’ne dökülür. Darıçayırı Deresi, Maden Deresi büyüklüğündedir. Darıçayırı’nın kurulduğu yer, çukurda kaldığı için dere yüksekten akmaktadır. Bu bakımdan da dere, zaman zaman taşarak, Darıçayırı Köyü’ne zarar vermektedir. Darıçayırı Deresi, taşkınlık yaptığı zaman Karapınar ve Tuzla topraklarının bir kısmını su altında bırakmaktadır [Aksu, 1969: 18]. Okçu Deresi: Acarlar Gölü’nün atık suyunu, Denizköy, İhsaniye arasından Sakarya Nehri’ne taşıyan kanal görevini görmektedir. Etrafında bulunan verimli topraklarda, mısır ve sebze ziraatı yapılmaktadır. Sakarya Nehri’ne yakın olan kısımlarındaki arazi, hayvanlar için otlak olarak kullanılmaktadır. Dere içinde tatlı su balığı yetişmektedir. 1.2.3.4. Göller ve Barajlar Darıçayırı Barajı: 1976 yılında Darıçayırı Beldesi, Kızılcık ve Karapınar Köyleri’nin arazisini sel baskınlarından korumak amacıyla Darıçayırı Deresi’nin boğaz biçimindeki yerinde baraj yapılmıştır. Acarlar Gölü: Denizköy, Camitepe, Taşlıgeçit köyleri arasında Karasu İlçesi’nin batısında olup 862 hektar büyüklüğündeki kısmı bataklık halindedir. Yüzölçümü 1562 hektardır. Gölün %3’ü Kaynarca hudutları içinde, kalan %97’si Karasu hudutları içindedir. Gölün etrafı kum ve ormanla çevrilidir. Yaz kış avlanmak mümkündür. Tatlı su balığı ve ördek avcılığı için müsaittir. Akgöl: Adatepe, Konacık ve Gölkent Beldeleri arasında çanak biçiminde görüntüye sahip olan göl, ilçe merkezinin batısındadır. Kıyısında Gölkent Belediyesi tarafından yaptırılıp işletmeye açılan motel ve gazino tesisleri bulunmaktadır. Sazan, yayın gibi balık ve yabani ördek avcılığına müsaittir [İnandık, 1965: 94]. Küçükboğaz Gölü: Sakarya Deltası’nın doğu kısmında, Karasu’nun 5 kilometre uzağında, küçük ama dikkat çekici bir set gölüdür. Şekil açısından geniş bir akarsuya benzeyen bu göl, gerideki platodan gelen Beydağ, Kırmacı, Kavakgöl, Lömek ve Topçu Deresi’nin sularını toplamaktadır. Ancak ağız kısmı bir kordon ile kapalı olduğu için denize akıntısı yoktur. Kış esnasında, derelerin akımı bollaştığı zaman sular da geniş bir sahaya yayılmakta ve zaman zaman köylüler tarafından yarılmak suretiyle kordonun boşalması sağlanmaktadır [a.g.e.,95]. Üzerindeki köprü vasıtasıyla Kocaali ve Akçakoca istikametine geçiş veren göl, 50 hektar büyüklüğündedir. Doğusunda Ereğli Demir – Çelik İşletmelerinin Kamp Tesisleri, batı kısmında Karasu Belediyesi Günübirlik Tesisleri ve aile çay bahçesi ile gazinosu bulunmaktadır. Sazan, kızılkanat , kefal balığı ve yabani ördek avcılığına müsaittir. Göl kıyısı, Karasu halkının mesire yeri olarak kullanımına müsaittir [Yalçın, 1968: 32]. Akçagöl: İlçe merkezinin 2 kilometre kadar güneyinde, Kuzuluk Mahallesi hudutları içindedir. 5 hektar büyüklüğündedir. Etrafı fındık bahçeleriyle çevrilidir. Tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır. 1.2.3.5. Mağaralar Manavpınarı Mağarası : Eskiden içinde çarşı olduğu söylenen, Sakarya Nehri’nin batı kıyısında Manavpınarı köyünde bulunan, muhtemelen toprak altında kalmış eski bir köprünün uzantısıdır. Mağaranın, Sakarya Nehri’ne kadar uzandığı söylenmektedir. İki metre yüksekliğinde, üç kilometre uzunluğunda olan köprünün derinliği on metredir. İçi su dolu olduğundan içeri girilememektedir. Yassıgeçit Mağaraları : İlçenin güneyinde Yassıgeçit Köyü’nde bulunan mağaralar ile ilgili olarak halk arasında “Bizanslılar zamanında kıymetli eşyalarını saklamak, baskınlarda gizlenmek üzere Rum zenginleri tarafından kazdırılmıştır” rivayeti vardır. Mağarada, kıymetli eşya ve altınlar saklandığı için çeşitli zamanlarda aramalar yapılmışsa da herhangi bir şey bulunamadığı söylenmektedir. Subatağı Köyü’nde de Yassıgeçit Mağaraları ile aynı amaçla ve benzer yöntemler ile yapılmış bir mağara bulunmaktadır. Karasu’da kanal çalışmaları sırasında ortaya çıkan eski Karasu Mezarlığı’nda, Hellenistik Çağ’a ( yaklaşık M.Ö.VIII. yy ) ait yazılı taşlar rastlanmıştır. Bu belgeler ne yazık ki incelemeye alınamamıştır. Bugünkü Karasu ise salgın bir hastalık sebebiyle terkedilmiş olan eski yerleşimin dışında başka bir bölgeye kurulmuştur [Sakarya Turizm Müdürlüğü, 1998 : 82 ]. 1.2.3.6. Sahiller Karasu, Sakarya İli’nin Karadeniz’e kıyısı olan tek sahil ilçesidir. Önemli kıyılara sahip olan ilçenin, Türkiye’de ve dünyada ender rastlanan geniş bir kumsalı bulunmaktadır. Çok ince taneli kumunun çeşitli romatizmal hastalıklar açısından şifa kaynağı olması nedeniyle sağlık turizmi açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Ayrıca denizi ve güneşiyle, ilçe, çok sayıda yerli ve yabancı turistlerin mekanı haline gelmiştir. İhsaniye Köyü’nden Kaynarca’ya kadar olan bölgedeki kesintisiz 18 km uzunluğundaki kumsalın, moto-kross rallisi için son derece uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu yönde çalışmalar yapılmış ve Paris – Dakar Ralli Pistine alternatif olabileceği belirlenmiştir. İlk uygulama, 30 Eylül 2002 tarihinde “Karasu Bağ 2002 Rallisi (Moto-Kross)” adıyla düzenlenmiş ve bir hafta sürmüştür. Dakar Rallisi’nin katılım ücreti 200 $ dır. Böyle bir etkinliğin ilçenin ekonomik yönden gelişimine olumlu yönde katkılar sağlayacağı beklenmektedir.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>